Problem Değil, Deneyim.

Normalde bugün PowerPoint programındaki bir özellikten bahsedecektik. Ama sabah okuduğum bir yazı hoşuma gitti ve içinden geçtiğim bir durumla da alakalı olduğu için yazarın izni ile çevirip paylaşmak istedim. Gelin bugün sunumlara biraz ara verelim. Bugün programlara, düğmelere, çizgilere, tablolara değil, kendimize odaklanalım.

Problem değil, deneyim.

Hayat her zaman güllük gülistanlık olmayabiliyor… Yöneticiniz sizin yaptığınız işten memnun kalmamış, yönettiğiniz şirket hayatta kalma mücadelesi veriyor, sevdiğiniz kişi ile tatsız bir tartışma yaşıyorsunuz, maddi anlamda sıkıntılar var, yeteri kadar ve kaliteli uyku uyumuyorsunuz, hastalanıyorsunuz veya kronik bir şekilde ağrılar çekiyorsunuz.

Böyle durumlarla karşılaştığımızda, kendimizi genellikle aşağıdakilerden bir veya birden fazlası ile karşılık verirken bulabiliriz:

  • Sorundan uzaklaşmak: İşten ayrılmak, sevdiğinizden ayrılmak veya en basit hali ile artık bir şeyleri umursamamak. Çıkış yoluna varacak her türlü hareketi yapmak.
  • Sorunu göz ardı etmek: Düşünmeyin yeter. Sanki her şey yolundaymışçasına davranmak. Sorunun dışında kalan her türlü şey ile kafanızı meşgul etmek.
  • Sahte rahatlamalar yaşamak: Alkol, sigara, aşırı yemek, televizyon, sosyal medya, oyunlar gibi şeylere başvurarak kafamızı zorlandığımız konudan uzaklaştırmak.
  • Yakınmak ve serzeniş etmek: Birilerine çıkışmak, bütün gün şikâyet etmek, bir arkadaşınızı esir almak ve saatlerce olayı kendi tarafınızdan anlatmak, sorunun sizde değil karşınızdaki kişide olduğunu ispatlamaya çalışmak.Bu yöntemlerin hepsi, zaman zaman hepimizin yaptığı şeylerdir ve bu yüzden kendimizi yemenin ve suçluluk duymanın bir anlamı yok. Hatta bazen hem sakinleştirici hem de yardımcı bile olabilirler. Mesela, yaşadığınız sorunlardan başkalarına bahsetmek iyi bir fikir. Sorunlarla mücadeleye başlamadan önce bir süre kendinize çekilmek ve dinlenmek de iyi bir fikir.

Ancak ortadaki sorunu göz ardı etmeye çalışmak, ondan kaçmak, hatta kendimizi çeşitli yöntemlerle rahatlatmaya çalışmak bile sadece bir yere kadar etkisi olan yöntemlerdir. Bununla birlikte, belki faydası olabilecek bir düşünce şekli değişikliği yapılabilir: Problemleri birer sorun olarak değil, birer deneyim olarak görmek.

Hissettiğiniz üzüntü veya kızgınlık her ne ise onu sonuna kadar hissedin.

Problemi göz ardı etmeye çalışmak yerine, onu tamamen hissetmeye çalışın ve bunu yapmak için kendinize izin verin. Kendinizi engellemeyin.

Ve bunu yaparken de, meseleyi halledilmesi gereken bir problem olarak, kurtulmanız gereken bir şey olarak görmeyin. Sadece, şu anda yaşamakta olduğunuz bir deneyim olarak görün.

Bu yaşadığım tatsız durum aslında bir problem değil. Bu bir deneyim.

Sadece bundan ibaret: Bir deneyim, bir hissiyat. Panikleyecek bir şey yok. Bu sadece şu anda deneyimlediğiniz bir şey — mesele onun iyi veya kötü bir şey olduğu değil. Evet, belki hissiyatı güzel değil. Olmasa da olurdu. Ama bu da bir problem değil, çünkü bütün deneyimler sadece olumlu olanlardan meydana gelmiyor, değil mi? Bazen istemesek de soğuğu, sıcağı, fırtınayı, acıyı yaşamak durumunda kalıyoruz. Bunlar, yaşam denen bütün bir deneyim paketinin parçalarından ibaret ve her ne pahasına olursa olsun, onlardan kaçmamızı gerektirmiyor.

İçinden geçtiğiniz zorluğu bütün gücüyle ve olabildiğince açık bir yüreklilik ile hissedin. Tıpkı yakın bir dostunuza izin verdiğiniz gibi, o zorluğun da sizin kalbinize ulaşmasına izin verin. Herhangi bir şey yapmadan, herhangi bir yargıda bulunmadan… Sadece deneyimleyin.

Bugüne kadar zorluk anlarında kendinizi rahatlatmak için neler yaptıysanız, onlar için de kendinizi yargılamayın. Yaşadığınız deneyim her ne ise, belki onunla barışınızı yapabileceksiniz.

Şimdi harekete geçme zamanı.

Bahsettiğimiz bu ‘deneyimi kabullenme’ noktasına vardığınızda, artık bir davranış içine girebilirsiniz. Bu davranışlardan bazıları;

  • Yaşadığınız hissiyatı, deneyimi, acıyı sevmek,
  • Önünüzde duran ve içi acıyan kişiyi sevmek, onları hissetmek,
  • Dünyayı sevmek, kendi hediyenizi dünya ile paylaşmak,
  • İçinde bulunduğunuz durumu iyileştirecek küçük bir adım atmak,
  • Yaşam amacınızı gerçekleştirme yönünde küçük bir adım atmak,
  • Sadece sessiz kalarak dinlemek ve bu sayede daha da fazla deneyimleyebilmek
    olabilir.

Sergileyeceğimiz davranış şekli tabii ki içinde bulunduğumuz duruma göre şekillenecek. Ancak her ne şekilde olursa olsun, atacağımız ilk adım yaşadığımız bu problem ile değil, bu ’deneyim’ ile barışabilmekten geçiyor.

Sevgiyle,
Alper Rozanes

Paylaşım Modunda Mısınız?