Sunacağım Konu Sıkıcıysa Ben Ne Yapayım?

 
Fatma Gül Altındağ, Anadolu Efes’te İç Denetim Yöneticisi olarak çalışıyor. Kendisi ile bir sunum eğitiminde tanıştık ve bize ilginç bir soru sordu: “Varoluş nedeni olumsuzluklardan bahsetmek olan denetim raporlarını nasıl daha az sevimsiz ve daha az sıkıcı hale getirebiliriz?”
 
Bu haftaki makalemiz, sıkıcı olan fakat yine de aktarılması gereken konuları daha keyifli hale getirebilmek üzerine.
 
Öncelikle şunu belirtmekte fayda var: Anlattığınız konunun ne kadar sıkıcı olup olmadığına siz karar vereceksiniz. Bir başka deyişle, eğer biz bir konuyu anlatmaya başlarken “Evet biliyorum, bu konu çok sıkıcı ama anlatmak zorundayım.” dersek (— ki zamanında demişliğimiz var, biz ettik siz eylemeyin!) karşımızdakiler daha konuşmanın en başından bunun bir işkence olacağını düşüneceklerdir. Bir kere bu hissi yarattıktan sonra da konuşmayı bırakın ilgiyle dinlemeleri, kısa bir süreliğine dikkat etmeleri bile neredeyse imkânsız bir hal alır. Bu yüzden yapmamız gereken ilk şey, anlatacağımız konunun sıkıcı olduğunu düşünsek dahi bu düşünceyi sadece kendimize saklamaktır.
 
Ardından, aşağıdaki yöntemleri kullanarak bu konunun daha az sıkıcı hale gelmesini sağlayabilirsiniz. Bu da dinleyicilerinizin sizi daha yüksek bir ilgi seviyesi ile dinlemelerine imkân verir.
 
  1. Sıkıcı veya değil, bu konuyu anlattığınıza göre belirli bir önem arz ediyor, değil mi? Bu önemin ne olduğunu sunumun en başında dinleyicilerinize aktarın. Sizi dikkatle dinlemelerinin neden önemli olduğunu onlara söyleyin. Onların kafalarından geçen sorular büyük ihtimalle “Ben neden burada bunu dinliyorum?” ve “Bu anlattığı şey benim için önemli mi?” şeklindedir. Kendi kafalarında olur olmaz cevaplar yaratmalarına imkân vermeden, konunun önemini siz onlara aktarın.
  2. Eğer siz bile kendi anlattığınız konuya belirli bir ilgi duymuyorsanız, hatta anlattıklarınızla ilgili şüpheleriniz varsa, karşınızdaki kişiler bunları doğrudan algılayacaktır. Böyle bir durumda tabii ki ceplerindeki telefonlar birdenbire dünyanın en mühim cihazları haline gelir ve sizden koparlar. Anlattığınız konu her ne olursa olsun, mümkün olduğunca özgüvenli, hatta tutkulu bir şekilde aktarın. Siz konuya ilgi ve merak duyduğunuzu gösterirseniz, aynı şekilde onların üzerinde de ilgi ve merak uyandırabilirsiniz. (Doğa itibarı ile oldukça meraklı yaratıklarız. Sokakta yürürken on kişinin durup belirli bir noktaya odaklandığını düşünün. Yanlarından geçip gider misiniz, yoksa durup siz de onların merakla baktığı şeyin ne olduğunu görmek ister misiniz?)
  3. Anlattığınız konu detaylı grafikler göstermeyi gerektiriyorsa, her şeyi bir bütün halinde ortaya çıkarmak yerine adım adım, sindire sindire gösterin. Grafikleri slayt üzerinde animasyon kullanarak teker teker inşa edebilirsiniz. Dinleyicilerinizin göstermeleri gereken beyin işlem performansını asgariye indirin. Bu sayede siz konuşurken karşınızdakiler herhangi bir yere değil, sadece sizin anlattığınız noktaya odaklanabilirler. Aksi takdirde, eğer bir noktada konudan koparlarsa büyük ihtimalle sizden ve sunumunuzdan da kopacaklardır.
Anlattığınız konu detaylı ve ağır bir konu ise, tüm sunum boyunca sadece sizin anlatmanız yerine bu süreyi karşılıklı bir diyaloga dönüştürmeyi deneyin. Örneğin, bazı verilerden bahsetmeden önce, onlarla ilgili dinleyicilerinizin tahmin yürütmelerini isteyebilirsiniz. Hatta ilginç cevaplar alırsanız bu tahminlerinin altındaki sebepleri de sorabilir ve kısa bir fikir paylaşım ortamı yaratabilirsiniz. (Bunu yaparken kontrolü kaybedecek şekilde karşı tarafın sazı eline almasına izin vermeyin. Gerekli gördüğünüz noktada kontrolü geri alın ve sunum boyunca sizde kalmasını sağlayın.)
 
Bu yazıyı hazırlarken Peter Khoury’nin paylaşımlarından ve kendi deneyimlerimizden faydalandık.

Paylaşım Modunda Mısınız?